http://imperium-games.net treasure reef программа для palm. Palm treasure software.




akbank izmir alsancak şubesi(şube kodu:102  hesapno:4797)
garanti bankası izmir alsancak şubesi (şube kodu:127  
hesapno:6686522
yapıkredi bankası alsancak şaireşref şubesi(şube kodu:425 hesapno
:67977218)

   DUYGU ASENA ve EVDEN EVE NAKLİYAT

Bu yazıyı bir şaka gibi kaleme aldım. Hüngür hüngür ağlamam Gerekiyorken, yaşadıklarımı alaya aldım. Ama Küçükbakkalköy’deki Tuzcuoğlu yüzünden hemen hemen evimde kullanacağım hiç eşya yok şu anda. Kâbus gibi ama doğru ve bir vatandaş olarak yapabileceğim hiçbir şey yok...
Onca işin ve yolculuğun arasında, sattığın evin eşyalarını bir depoya taşıtmak ve bir süre sonra yeni geçeceğin eve taşıtmak gerektiğinde ne yaparsın? Sekreterinle birlikte gazeteleri açar, ilanlardan ünlü bir taşıma şirketi bulur, anlaşırsın değil mi? Ben de öyle yaptım... Ama benim muazzam bir aptallığım vardır sevgili okur. Bizim bazı ünlü “sanatçılarımız" gibi aslında çok akıllı olup da milleti işletmek için aptal sarışını oynamam!.. Bazen “harbiden" aptal sarışınımdır.
Çünkü ne yaparım ben biliyor musunuz? Türkiye’de UZMANLIĞA GÜVENİRİM!
Hah hah ha diye güldüğünüzü duyar gibiyim... Evet. Derim ki, madem ki bu firmanın işi bu, o zaman en iyisini yaparlar!...
Hale, ünlü firma Tuzcuoğlu’nun telefonunu getirince içim rahat, çünkü onlar, yılların uzmanı, ünlü marka!... Aklıma bile gelmez, ağır, demir parçalarla, şarap bardaklarını aynı koliye koyacakları. Ve de hiç aklıma gelmez, bir süre sonra “Neden böyle yaptınız" diye sorduğumda, altın dişli, eli tesbihli görevlinin, “E ne yapalım canım insanlık hali, içlerinden bir cahil çocuk çıkmış, böyle paketlemiş, birkaç çanak çömleği kırmış" diyeceğini.

Kırık dökük eşyalar
Eşyalarım altı ay depoda kaldığından, eh hani biraz tozlanır filan diyordum ama yırtık pırtık, lekeler içinde, kırık dökük ve en önemlisi eksik olarak elime geçeceğini tahmin edemiyordum. Çünkü Tuzcuoğlu uzman firma ya, depo dedi ya, ben depoyu şöyle koca kapılı, kocaman alanlı esastan bir depo sanıyordum. Ne bileyim Küçükbakkalköy’de dört katlı bir apartman dairesinin boş katlarına itiş kakış sokulup, tıkıştırılacağını? “E altı ay bıraktınız efendim, tabii daireye başka mallar geldi, üst üste binince biraz zedelenmiş olabilir. Dua edin geçen gün bodrumu su bastı, sizin eşyalar orada değildi" deyince bir yetkili, ne diyebilirsiniz cevap olarak... Öyle rahat ki adamlar, kendilerini gerçekten haklı sanıyorlar.
Ta, gidiyorsun Küçükbakkalköy’e ilk aklına gelen sözü söylüyorsun, “Eşyalarımı bulmazsanız, ben de paranızı ödemem." Aman nasıl kükrüyor esas yetkili... Hemen adamlarına emir veriyor, “Siz de sakın kalan malları bayana geri vermeyin." Üstelik ben çeki yazmışım vermişim ellerine. Depo ve tüm taşınma işlemleri için tam 1 milyar lirayı trink ödemişim, ama öyle de söylemişim. Çünkü yorganlarım, mutfak eşyalarım, banyo takımlarım, nevresimlerim yok... Evdeki mallar da kırık dökük... Gardırop aynası tuzla buz. Yatak kasası kırık ve eksik... Adam ise zaten kayıp olan mallarımı vermemekle tehdit ediyor. Böyle bir durum işte.

Kim sahtekâr
Zaten adamlara ulaşmak ciddi bir sorun. Yedi-sekiz tane Tuzcuoğlu var. “Beyefendi, benim sizin depodaki mallarım" diye konuşmaya başlıyorsunuz, adamlardan gelen yanıt şöyle: “Hanımefendi orası esas Tuzcuoğlu değil, onlar sahte, önüne gelen Tuzcuoğlu’yum diyor. Bizim de müşterilerimizi kapıyor, vermeseydiniz onlara..." Aaa, kiminle konuşsanız, ötekiler sahtekâr Tuzcuoğlu, bunlar en hakiki olanı.
Ben de söylüyorum tabii, benim Tuzcuoğlu’mun Küçükbakkalköy’deki küçük ofisinde karşıma çıkan Bülent Bey’e. “Öbür Tuzcuoğlu sizin için sahtekâr" dedi diyorum. Adam köpürüyor, “Sizden hiç böyle bir şey beklemezdim, ben sizin bir Kadının Adı Var romanınızı da okudum. Size saygı duyardım" diyor. Yahu, mağdur olan benim, eşyalarım kayıp, kırık dökük. Ben ne yaptım size şimdi? Sadece en hakiki Tuzcuoğlu kimdir, onu araştırıyorum şimdi. Hani belki ileride bir taşınma daha gerekli olur.
Eğer yakında Tuzcuoğlu kardeşler arasında çıkan bir çatışma, artık silahlı mı olur, yumruklu mu bilemiyorum, okursanız, bilin ki bunun sebebi benim efendim. Aslında sözleşme de yapıyorlarmış, hatta sigorta bile ama istememişiz ki. Burada haklılar, niye istemedik ki? Peki istesek ne olacaktı?
Yarım kalmış şarap şişelerini, kavanozdaki reçelleri, mutfak örtüleriyle iç içe koyup her biri dökülüp yapış yapış örtüler çıktığında ben bunu hangi sigortadan, nasıl alacaktım efendim? “Burası Türkiye, yok öyle" demeyecekler miydi bana? Dediler zaten. “Yahu hanımefendi, gelen zarar mala gelsin, bir cahil adam bunları iç içe koymuş dökülmüş, ne var bunda?"
Cevap bile veremedim. Şunları bile demedim galiba: “Burası Türkiye, haklı olanlar hep kaybeder. Bence siz Tuzcuoğulları bir anlaşsanız aranızda, birleşip daha güçlü olsanız, halk de bu kadar mağdur olmasa, hani yani biraz daha az mağdur olsa. Hiç mağdur olmamak gibi bir şeyi hayal bile edemeyiz tabii ki beyefendiciğim. Yani yırtılsın, pırtılsın, toz kir içinde kalsın, hatta kırılsın, çünkü o eşyalar ki depo diye bir apartman dairesine sokuldular, tabii girip çıkarken o daracık kapılardan iyice tahrip oldular, o küçücük dairedeki eşyaların üzerine bir başka evin eşyaları daha geldi, elbette kırılacak, bozulacak, ne var bunda? Ama bari yok olmasın."

İyi ki su basmamış!...
Yoksa ne haddimize, ünlü bir nakliyat şirketinden, kocaman bir depo, iyice korunan eşyalar, eşyaları sınıf sınıf ayırıp kolilemeler bekleyecek halimiz yok ya. Dua edelim benim eşyalarımı su basmamış. Ne yapacaktın o zaman? Ha söyle bakalım hanımefendi...
İşte böyle sevgili okur. Senin de bir gün nakliyat firmasına ihtiyacın olur. Önce en hakikisi hangisi onu sapta. Sonra uzmanlık muzmanlık deme, efendi gibi eşyaların kolilenirken başında dur. Adam depo diyorsa, git gör.
Bir de tabii sakın kadın başına oralara gitme. Allah korusun ya benim kitaplarımı okumayan, beni tanımayan birileriyle muhatap olsaydım. Adam önce bir celallendi ki anlatamam size. Oysa ben ne dedim?
“Siz hakiki Tuzcuoğlu musunuz? Öteki Tuzcuoğlu sizin sahte olduğunuzu söyledi" dedim. “Eşyalarım bulunmazsa, çekin ödenmesini durdururum" dedim. Sonra da Bülent Bey bağırınca “Yoksa siz mafya mısınız? dedim.
Son söz olarak diyeceğim o ki; eğer gerçekten en hakiki, öz Tuzcuoğlu diye bir ciddi firma varsa, adını tescil ettirsin ve bu gibi olaylara sebep olmasın. Varsa tabii.
Ben o depo denen yerden ayrılırken son gördüğüm şuydu; küçük bir çocuk buzdolabımın altından kopmuş bir parçanın içine toprak dolduruyordu. Valla billa, Hale şahit. Aman boşver Hale dedim, yapma desen ne olacak?
 

                                                                      
                                                ANALPLER Evden Eve Taşımacılık LTD. ŞTİ.                                                                                                 TEL: 0232 463 62 68
                                                Şair Eşref Bulvarı No:71/A-B                                                                                                                                          438 71 18
                                          
      Alsancak / İZMİR                                                                                                                                                          Web Tasarım İzmir